TÜSİAD-Sabancı Üniversitesi Rekabet Forumu, şirketler için ‘İnovasyon Araç Kutusu’ üretti. Uluslararası Rekabet Stratejileri dizisinin 12’nci kitabı olan ve Sabancı Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Rekabet Forumu (REF-www.ref.sabanciuniv.edu) Direktörü Prof. Dr. Dilek Çetindamar ile Teknolojik ve Kurumsal İşbirliği Merkezi (TEKİM-www.tekim.com.tr) kurucu ortaklarından Elif Baktır tarafından hazırlanan ‘İnovasyon Araç Kutusu: Yöneticiler için Teknikler’ isimli kitap yayımlandı.
“İnovasyon Araç Kutusu: Yöneticiler için Teknikler” isimli çalışma Prof. Çetindamar ve REF Direktör Yardımcısı Selçuk Karaata tarafından basına tanıtıldı. Kitap, inovasyonun şirketlerde yeşermesi ve kalıcı olması için yöneticilerin yeteneklerinin gelişmesine yardım edecek teknikleri içeriyor.
REF Direktörü Prof. Dr. Dilek Çetindamar, çalışmayla ilgili olarak: “Küresel ekonomik kriz, yöneticilere, ekonomi ve yönetim eğitimiyle şekillenen düşünce sistematiğinin, karşılaşılan yönetim sorunlarını çözmekte yetersiz kaldığını gösterdi. Rekabetin hızla artarak gittikçe karmaşık hale geldiği günümüzde yöneticiler farklı yaklaşımlara ihtiyaç duyuyorlar. Bu çalışmanın, Türkiye’de düşünce değişimini gerçekleştirecek olan yöneticilerin ve girişimcilerin ihtiyaç duyduklarında yardımına koşacak bir kaynak, bir “el kitabı” olmasını hedefledik. Teorik kısımları mümkün olduğunca kısa tutmaya çalıştık” dedi.
Kitapta, “inovasyon”, bir fikrin, “pazarlanabilir bir ürün ya da hizmete, yeni bir üretim ya da dağıtım yöntemine ya da yeni bir toplumsal hizmete dönüştürülme süreci” olarak tanımlanıyor. İnovasyonun tanımının da kendi içinde bir dönüşüm geçirdiğini vurgulayan yazarlar, “İnovasyon Araç Kutusu” ile inovasyon konusuna farklı yaklaşmayı hedeflemişler. Yazarlar, inovasyonu bir “evrim”, “öğrenmek, yenilik peşinde sürekli deneyler yaparak, yeni iş modelleri aramak ve uygulamak” olarak tanımlıyorlar. İnovasyona yaklaşımın 2000’li yıllarda ciddi bir değişikliğe uğradığını, ekonominin ve şirketlerin artık statik kabul edilmediklerini, birer canlı organizma gibi sürekli evrilen, karmaşık ve dinamik işleyişe sahip olduklarını belirtiyorlar. Buradan hareketle “açık inovasyon” kavramını gündeme getiriyorlar. Açık inovasyon kavramıyla, salt şirket içinde üretilen bilgi ve fikirlerden yararlanmak değil, şirket dışında üretilen bilgilere ulaşıp bu bilgileri şirket içinde işbirlikleri aracılığıyla kullanmak, yani inovasyonu açık bir sistem içerisinde gerçekleştirmek kastediliyor. Kitapta, açık inovasyonun en başarılı örneklerinden biri olarak Procter & Gamble’ın (P&G) deneyimleri ele alınıyor. Ar-Ge için yılda 1,8 milyar dolar harcayan ve 8.000 araştırmacı çalıştıran P&G’nin, elde ettiği buluşların sadece %10’unu ekonomik değere dönüştürdüğünü fark edince diğer geri kalan %90’dan nasıl faydalanacağının yollarını aramaya başladığı ve şirket-içi ve dışı ticarileştirme stratejileriyle hareket ettiği vurgulanıyor.
Kitapta yer alan bir başka önemli bulgu, OECD üyesi ülkeler arasında yapılan çarpıcı bir çalışmaya dair. OECD’nin 1995 verilerine göre, 1970–1995 yılları arasında gelişmiş ekonomilerdeki büyümenin yarıdan fazlası inovasyondan kaynaklanıyor. Bu verilerin de ışığında yazarlar, inovasyon için gerekli iklimin sağlanması konusunda makro ve mikro ölçekte çeşitli programlar uygulanmasının şaşırtıcı olmadığını ifade ediyorlar. Son dönemlerde uluslararası işletme dergilerinde, yeni bir kademe olarak “İnovasyon Müdürlüğü”nün haber konusu olmasını mikro düzeyde, AB’de yürütülen çerçeve programlarının odağında inovasyonun olmasını da makro düzeyde uygulamalara örnek olarak gösteriyorlar. 2007–2013 dönemlerini kapsayan 7. Çerçeve programının ana teması da “Rekabet ve İnovasyon” olarak saptanmış bulunuyor.
İnovasyon, zamana yayılan çeşitli aktiviteleri içeren temel bir yönetsel süreçtir
Yazarlar, inovasyona dair temel konuları ve yaklaşımlarını ortaya koyduktan sonra inovasyon süreçlerini inceliyorlar. İnovasyonun zamana yayılan çeşitli aktiviteleri içeren temel bir yönetsel süreç olduğunu vurgulayarak, bu sürecin bir şirketin sunduğu ürünlerin, hizmetlerin, teknolojilerin nasıl üretildiğini ve nasıl dağıtıldığını kapsadığını ifade ediyorlar. Bu tanım çerçevesinde, inovasyon yönetimi sürecinin, tüm firmalar için tanımlanabilecek ortak aşamaları şöyle sıralanıyor:
• Arama: Şirket içindeki ve dışındaki ortamda var olan değişim potansiyeline dair farklı sinyalleri algılayabilmek.
• Seçim: Şirkete hitap eden teknolojik ve pazar fırsatlarına dair sinyaller; firmanın mevcut teknolojik altyapısı ve şirketin genel stratejisi çerçevesinde seçim yapmak.
• Uygulama: Stratejik seçimlerden sonra, fikirleri yeni bir ürüne, servise veya iş modeline dönüştürmek.
• Öğrenme: Yeni ürünün, hizmetin veya sürecin pazarda başarısız olması durumunda, bunun nedenlerini araştırarak geleceğe dönük dersler çıkartmak.
Süreçlerin tanımlanmasının ardından, her bir sürecin yönetiminde kullanılabilecek, yöneticilerin inovasyon yeteneklerinin gelişmesine yardım edecek teknikler listesini içeren “araç kutusu” hakkında detaylı bilgi veriliyor. Kitap, son dönemde popüler olan inovasyon kavramı konusunda önerilen çok sayıda modelin yarattığı karmaşadan yola çıkarak konuyu basitleştirip, şirketlerde değişik kademelerde görev yapan her tür yöneticinin anlayarak günlük yaşamına uygulayabileceği bir teknikler listesi sunuyor.