Anket: İnsanoğlu ve iklim değişikliği sorunu

yonetici tarafından 11 Aralık 2009 tarihinde eklendi.
Kategoriler: TeknoAnket - Yorum Sayısı: 11
Bu yazıya yorum ekleyebilir, ya da yazıyı kendi sitenizde geri izleme yoluyla kaynak gösterebilirsiniz.

“Anket: İnsanoğlu ve iklim değişikliği sorunu” için yorum sayısı: 11

  1. 2009.12.11 12:52

    Şu anda oluşturulan kamuoyu ve bizim öğrencilerimizi ve halkımızı yönlendirme çabalarımız gelecek nesillerde daha iyi bir bilinç oluşturacağına inancım büyük.
    Saygılarımla..

  2. Süleyman KARAGÜL
    2009.12.11 13:40

    Şahsen insanoğlunun kendi soyunu koruma, devam ettirme, biri birini mutlu etme konusunda, hayvanlar gibi sadece içgüyle hareket ettiğini düşünüyorum. Oysa bütün yarattıklarından hatta meleklerden dahi üstün vasıflarla yaratıldığı, mukaddes kitaplarda dahi bildirilen insan! Allahın kendine bahşettiği ve üstünlüğünün göstergesi olan hasletlerini, meziyetlerini, özellikle de ülke ve devlet bazlı hareketlerinde ya hiç kullanmıyor yada daha kötüsü bu özelliklerini tamamen yitirmiş durumda. Vahşi emperyalizmin materyalist “para her şeyden üstündür” özdeyişi ile yalnızca anlık kazançlarını gözeterek, kendi geleceğini de attığı tehlikeyi görememekte ve istikbali için olumlu bir adım atmamaktadır. Bu belkide olması gerekendir, bunu biz yorumlama algısında zaafa düşüyoruz. Çünkü: kıyamet mutlaka kopacaktır, şekli tarif edilmiş ancak müsebbibleri çok belirtilmemiştir. Dolayısıyla sebep belkide insanlığın kendi olacaktır. Bunu belki biz belki birkaç nesil önümüzdekiler görecektir.

  3. A Karabulut
    2009.12.11 13:55

    iklim değişikliği jeo-zamanların tüm devrelerinde mevcut olduğu ve halen de suregeldiği yazılan bir surecken, insanoglu yikimlariyla bu degisimin kucuk bir zamaninda bir neden oluyorken, insanoglunca sozde alınacak önlemlerin etkisi gercekten tartisilir. Ama bu dusunce ile de duyarsiz kesinlikle olmamak gerekir. Ha evindeki vatandas zaten gelir duzeyine gore zorunlu tedbirleri yasamak adina ve dolayisi ile de cevre adina aliyor zaten.
    Dunya devi sanayi kuruluslarinin, sera gazi salan buyuk ciftlik uygulamalarinin (?) onunde Don Kisot gibi meydan okumak ne derece etkili ve yeterli oluyor ki. Kaldiki onlem almasi icin once ikna olması, hadi gectik iknayi kasasina zarar vermemesi gerekecek. Nihayetinde bilim adamlarina gunumuzde reytingi yüksek iyi bir arastirma alani (zaten varken) yeniden dogrulmustur. Calisirlar, ölçerler, hesaplarlar, modellerler ama bu bilgiler sonucunda otoriter kararlar ulke liderlerince alinir mi dersiniz(£$€)… Eh bu bilimsel reyting de boyle sonucsuz gecer gider. Yine seller olur, yine kasirgalar olur, yine kurakliklar tekerrur eder, yine buzlar erir… ve jeo-zamanlar icinde türler mutasyona uğrar ya da yok olur. Yaşanası başka gezegenler bulursak iş değişir o zaman. Iklim değişikliği de boyle jeo-zamansal bir hikaye…

  4. Ezber bozan
    2009.12.11 13:57

    İklim oluşumu ve kavramı insan kaynaklı olmadığı gibi iklim değişikliğine de insan kaynaklı olarak bakılamaz. Geçmişte yaşanan iklim değişikliklerinin nedeni açıklanmadan günümüzde yaşananları iklim değişikliğine bunu da sera gazı salımına bağlamak bilimsellikten öte tahminden başka bir şey değildir. İnsanoğlu hala bilinmeyenler içinde boğuşmaktadır. GGünümüzde yapılan tahmin ve yorumlar kayıt altına alınmış iklimsel verilerin similasyonundan başka bir şey olmadığını düşünüyorum. Başlangıçta bile e-bilir, a- bilir ile ifade edilebilen bazı ifadeler zamanla kesin hükümler taşıyarak ifade edilmesi de bilimsellikle açıklanamaz.
    1920 ve 30 lu yıllarda küresel ısınma mı vardı ki Akşehir Göü kurudu, Anadolu da yedi yıl kuraklık hüküm sürdü. Konya bölgesinde oluşan obrukları da kesin olarak aşırı yeraltı su tüketimine bağlamak aynı şekilde bilimsel olamaz. Bölgede son 20 yılda yer altı su çekimi artmıştır. doğrudur fakat bölgedeki irili ufaklı 70-80 obruğun kaçı son yirmi yılda oluşmuştur, o araştırılsın, 20 yıl önce oluşan obrukların nedeni çzülsün. Memlekette herkes bilim adına bazı kesin hükümler ifade etmekte, ezbere konuşma ve yayımlarda bulunmaktadırlar.
    selamlar

  5. mevlüt mülayim
    2009.12.11 14:06

    Sayın Fatih Hocam, Konya ve gelişimi ile ilgili bazı anketlerinde zaman zaman yapılmasında fayda vardır diye düşünüyorum. Bu anket gibi fikir belirleme açısından. Başarı ve selamlar.

  6. Mustafa ÇELİK
    2009.12.11 14:51

    Sorunua yol açan en temel faktör kontrolsüz üretim ve tüketim olarak kendini gösteriyor. Bu aşırılığın da dünya genelinde en kolay & ızdırapsız yolu yapay finansal & ekonomik krizler olarak da görülebilir. Zaten uzmanlar; günümüzdeki finansal krizin 11 Eylül olayının akabinde faizlerin en düşük seviyesine -%1 gibi- çekilmiş olmasının kitleleri tasarruflarını büyük ölçüde konut sektörüne yönlendireceklerini bunun da kaçınılmaz olarak finansal dolayısıyla da ekonomik krizle sonuçlanacağının o tarihlerde bile bilindiğini savunabilmekteler.

    Öte yandan fossil yakıtların terkedilmesini sağlayabilmek için nükleer enerji yatırımlarına ağırlık verilmesinin kısa veya orta vadede rahatlama sağlayabileceği de ifade edilmekte. Ama yine de kalıcı çözümlerin güneş enerjisi ve rüzgar enerjisi kullanımı gibi temiz ve yenilenebilir enerji kaynaklarında aranması zorunluluğu vardır, diye düşünüyorum. Hatta bir aralar medyada Istanbul & Çanakkale Boğazlarındaki akıntılardan bile teknik bakımdan çok büyük enerji elde edilebileceğine dair varsayımlara da rastlanabilmekteydi… Saygılarımla…

  7. Aysen Müezzinoğlu
    2009.12.11 17:29

    İklim değişikliği kısa sürede ortadan kalkmaz, meydana gelen değişiklik de kolay kolay geri dönmez. Ama sorunun nedenleri belli ve bunları ortadan kaldıracak bir çok gelişme var. Özellikle karbon sorununu kastediyorum. Enerji konusundaki gelişmeler akıllara durgunluk verecek boyutlardadır. Bunların en fazla 10 yıl içinde sorunların çözümünde devreye gireceğini görüyorum. Ayrıca diğer sorun kaynakları olan aşırı enerji tüketiminin frenlenmesi, yeşil alanların geliştirilmesi, yeşil ve bilinçli tüketimin teşvik edilmesi gibi konularda büyük gelişmeler var. Kanımca ileri ülkeler (ki sorununun en büyük sorumlusu onlardır) doğru yolda hızla ilerliyorlar.
    Teknoloji transfer modelleri, Çin ve Hindistan gibi kalabalık ama gelişmekte olan ülkelerin CO2 emisyon durumları bugünden yarına çözümü politik anlamda tıkamaktadır. Ama bunların aşılacağını görüyorum. Öyle ya da böyle iklim sorununda bu yüzyılda 2 derecelik artımın aşılmaması mümkün hale getirilecektir. Ama akıllı olmak ve çok çalışmak zorundayız.
    Bu arada Türkiye Kopenhag’da yılın fosili ikincilik ödülünü alma başarısını gösterdi, UNFCC ve Kyoto’ya yıllarca direnip konulan doğru hedeflere göre kendini ayarlamak yerine, ülkemiz fosil kaynakların devreye hızla sokulmasında dünya birinciliği gösterdiği için. Bu olumsuz ödülü Türkiye hak ediyor muydu? Rakamlara bakarsak evet. Ama bence bu ödülü her türlü bilimsel uyarıya kulak tıkayan Enerji lobimize verseler daha iyi olurdu.

  8. Ali YILDIRIM
    2009.12.11 18:16

    Açgözlüleri(kişi veya ülke )engelleyebilirsek insanoğlunun (örgütlü)çözemiyeceğisorun yokyur.Tanrı bu olanağı ve yetki ile insanı donatmış.Saygılarımla

  9. 2009.12.11 20:01

    Bence soruyu “iklim değişikliği” çerçevesinde sormak yanlış. Doğru soru şöyle olmalıydı: “insanoğlu ve küresel ısınma sorunu”. Çünkü “iklim değişikliği” deyince sanki bizlerin yani insanoğlunun kontrol edemediği, etkileyemediği dışsal bir olgu varmış izlenimi bırakıyor. İklim değişiyor, zaten eskiden de değişmişti. Dolayısıyla bizlerin (daha somut olarak Batlı ülkelerin) bunda bir suçu yok, izlenimi verilmek isteniyor.
    Oysa “küresel ısınma” deyince ilk akla gelen soru şu olacaktır: Kim veya kimler ısınmasına neden oluyor? Sorunun yanıtı çok basit: Küresel ısınmadan birinci dereceden sorumlu olanlar çevremizi ve kaynaklarımızı düşüncesizce – plansızca – hakça paylaşım düşünmeden sömüren Batılı ülkelerdir. Eğer durum böyleyse “birinci derece sorumlular” yani Batılı ülkeler çözüm için de birinci derecede sorumluluk üstlenmeli ve tüm dünya küresel ısınmanın nedenlerini bilmelidir.

  10. Çiğdem Özesmi
    2009.12.12 09:09

    Bence 2. şık gereksiz. 1. şıkla aynı anlamı taşıyor. Bilimsel verilere göre 30-40 yıl sonra önüne geçemeyeceğimiz değişiklikler olacak..Gözlemlerim bilinçli bir nesil yetişiyor.. çok yaygın olmasa da.. Anketiniz için teşekkürler, bilinçli nesli yetiştirmede daha da hızlanmamız gerektiğini hatırlatmış oldunuz..

  11. 2009.12.14 10:28

    Doğanı bozanda insandı doğayı düzenleye bileçek kapasiteye malik olanda insandi tabii ki bilinçli ve gelecek nesilllerimizi düşünen insanlarımızın buna katkısı çok büyüktür

Yorumunuzu yazın...